×

Uzman Psikolojik Danışman / Aile Danışmanı Nida Reis Karagüzel – Sessiz Çığlıklar ve Sosyal Çürüme: Faturayı Kim Ödeyecek?

Uzman Psikolojik Danışman / Aile Danışmanı Nida Reis Karagüzel – Sessiz Çığlıklar ve Sosyal Çürüme: Faturayı Kim Ödeyecek?

Paylaş

Uzman Psikolojik Danışman / Aile Danışmanı Nida Reis Karagüzel – Sessiz Çığlıklar ve Sosyal Çürüme: Faturayı Kim Ödeyecek?

Son günlerde tanık olduğumuz okul olayları, sadece Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanındaki Türk toplumunda derin bir üzüntü ve tarif edilemez bir kaygı dalgası yarattı. Sosyal medya üzerinden şahit olduğumuz bu şiddet sarmalı; öğretmenlerin grevlerinden, çocuklarını okula göndermeye korkan ebeveynlere kadar geniş bir alanı etkisi altına almış durumda. Ancak asıl yüzleşmemiz gereken gerçek şudur: Bir çocuğun böylesine vahim bir eylemi gerçekleştirecek noktaya gelmesi ve bu süreçte kimse tarafından fark edilmemesi, münferit bir olay değil, ağır bir toplumsal sorundur.

Saldırgan çocukların sergilediği davranışların ayrıntılarına bakıldığında; oynadıkları oyunların karanlık dünyasından etkilendikleri ya da dijital platformlardan adeta birer “talimat” aldıkları görülüyor. Meseleyi sadece bir güvenlik zafiyeti olarak ele almak, buzdağının yalnızca görünen kısmına bakmaktır. Bir uzman olarak şunu sormalıyız: Gözden kaçırdığımız asıl nokta nedir?

Dijital Yabancılaşma ve Sosyal Çürüme

Teknolojinin kontrolsüz ilerlemesiyle birlikte bir “sosyal çürüme” eşiğine gelmiş bulunuyoruz. Kendi kültürel değerlerimizden uzaklaşıp dijital dünyanın kontrolsüz akışına kapıldığımızda, çocuklarımız sadece birer “ekran kullanıcısı” değil, kendi özüne ve topluma yabancılaşmış bireylere dönüşüyor. Bu yabancılaşmanın bedellerini bugün toplum olarak ödüyoruz. Peki, bu faturayı daha ne kadar çocuklarımıza ve geleceğimize ödeteceğiz?

Sistemli Bir Müdahale Şart

Çocukların teknolojinin yönetimine girdiği bu çağda, ibreyi tersine çevirmek zorundayız. Riskli davranışlar sergileyen çocukların okul ortamında erkenden tespit edilmesi ve ailelerle iletişime geçilerek bir “sistem” dâhilinde hareket edilmesi hayati önem taşımaktadır. Bu sistemde yalnızca eğitimciler değil; kanun koyucular, aileler ve biz uzmanlar aynı yöne bakmalı, ortak bir dil konuşmalıyız.

İçe kapanan, istismar edilen, ihmal edilen veya teknoloji bağımlılığı içinde kaybolan çocukların risk düzeyleri belirlenmeli ve vakit kaybetmeden müdahale edilmelidir. “Erken teşhis” burada sadece fiziksel sağlık için değil, toplumsal ruh sağlığımız için de geçerlidir.

Bireysellikten Toplumsal Sorumluluğa

Bireyselliğin ve “sadece benim çocuğum iyi olsun” düşüncesinin kutsandığı bu çağda, büyük resmi kaçırıyoruz: Bozulan aile ve toplum yapılarının geri dönüşü olmayan bir noktaya evrilmesi.

Çocuklarımızı gözlemlerken sadece kendi evimizin içindekinden değil; sokaktaki, sınıftaki, yanımızdaki diğer çocukların varlığından ve sessiz çığlıklarından da haberdar olduğumuz bir konuma gelmeliyiz.

Bugün başkalarının yaşadığı bu acılar, yarın hepimizin kapısını çalabilir. Olaylar karşısında sadece kendi korkularımızla mı baş başa kalacağız, yoksa başkalarının korkularına ortak olup kolektif bir iyileşme mi başlatacağız? Unutmayalım ki; bir çocuğu fark etmek, sadece bir hayatı değil, tüm toplumun geleceğini kurtarmaktır.

Uzman Psikolojik Danışman / Aile Danışmanı
Nida Reis Karagüzel

Haber bültenimize bedava kayıt olun

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Yorum gönder